eonblue etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eonblue etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2012 Pazartesi

vesikalık çektirirken sırıtıp sırıtmama gerginliği



bu gerginliği bi müftüm, bi de seneler önce sırıtarak okul kimliği için vesikalık çektirirken "sen gülme dişleksin" diye fotoğrafçıdan ayar yiyen ben anlarım. psikolojimizde onulmaz yaralar açtınız ulan!

10 Aralık 2011 Cumartesi

aaah sevgili feysbuk... tam "tamam artık blog'a yazmalık hiçbir şey gelmiyor aklıma. hepsini tükettim." dediğim anda ana sayfana girmem, haber kaynağına şöyle bir bakmam her şeyin değişmesini sağlıyor... belki de nefretten besleniyorum, belki de iğrenç bir insanım, belki de durmadan, insanların söylediği en ufacık saçma lafı bile unutmamam ve ölümüne dalga geçmem yüzünden cehennemlik olacağım, ama yine de bu çok eğlendiğim gerçeğini değişmiyor. gülümsüyorum şu an, ve diyorum ki "tanrı türk'ü kararsız facebook arkadaşlarından korusun..."



aşk konusunda kararını apansızca değiştirmen, beni güldürse de bon jovi'yi kızdırmış epey sanırım:








(bonus not: o kadar kararsızlık falan diyince benim kafamda bi de serbest çağrışımla şu şarkı çalmaya başladı biricik gönül dostlarım:
http://fizy.com/#s/13qts5
hep beraber bi süre gözlerimizi kapatıp dinlesek mi naapsak?)

9 Ekim 2011 Pazar

bukowski'nin ileri görüşlülüğü

"Bir çiçeğin büyümesi bizi ne kadar kederlendiriyorsa, ölüm de o kadar kederlendirmeli. Korkunç olan ölüm değil, yaşanan ya da yaşanamayan hayatlardır. İnsanlar hayatlarına saygı duymuyorlar, hayatlarının üzerine işiyorlar, sıçıp bırakıyorlar. Geri zekalılar. Tek düşündükleri düzüşmek, filmler, para ve düzüşmek. Hiç düşünmeden yutuverirler Tanrı’yı, hiç düşünmeden yutuverirler vatanı. Çok geçmeden düşünme yeteneklerini yitirir, başkalarının onlar için düşünmelerine izin verirler. Kafalarının içi beyinle değil pamukla dolu onların. Görünümleri çirkin, konuşma biçimleri çirkin, yürüyüşleri çirkin. Yüzyılların olağanüstü bestelerini çalın onlara, duymazlar. Çoğu insanın ölümü bir aldatmacadır. Ölecek bir şey kalmamıştır geriye."

eminim kendisi zaman makinesi sahibiydi, bu satırları rutin zaman yolculuklarından biri esnasında böyle kolpa alıntıların kendisine mal edildiğini gördüğü için yazmıştı.



yok adının sikimsonik bi alıntıda kullananlara değil, edebiyatı hafife alıp, döneminin en büyük zihinlerinin yazdığı kitapları, klavyeye rastgele basıp götünden uydurduğu kelime topluluklarına denk gören tiplere, otobüste giderken tutunamayanlar'ı okuyan adamın tekiyle "filozofa bak zaaa XD" diye dalga geçip, eve gidince de "olric reyiz" diye grupları beğenen, karı kız kaldırmak için "ben tam bir tutunamayanım melis, gülme incinirim" ayağına yatıp dakika başı osuruktan alıntılar paylaşan elemanlaradır garezi. e şimdi bu sığırlara öfkelenmesin de naapsın adamcağız, sinirinden de ağır konuşmuş yani, haksız mı şimdi allasen?

"Çoğu insan ölüme hazır değildir, ne kendi ölümlerine ne de başkalarının. Şoka girerler, ödleri patlar, beklenmedik bir sürprizdir ölüm onlar için. Olmamalı oysa. Ben ölümü sol cebimde taşırım. Bazen cebimden çıkarıp onunla konuşurum: 'Selam yavrum, nasılsın? Ne zaman geleceksin beni almaya? Hazırım.' "



haklısın be buko....

28 Eylül 2011 Çarşamba

nasıllan okurlarına dev hizmet!



google'da şu anahtar sözcükleri girerek bir umut sibel can baldırı görmek isteyen, bu sırada blogumuza erişen fakat aradığını bulamayıp boynu bükülen sevgili dostumuzu geç de olsa eli boş göndermemek istedik ve 5 kiloluk, kemiksiz, yağsız yerinden bir sibel can baldırını burdan kendisine hediye ettik. umarım bir tanesi şimdilik işini görür dostum. sevgiler.

(en alttaki jesika lanj'sever arkadaş, tam olarak neyi aradığını çözdüğümüz anda jesika'nı bulup teslim edicez sana, hiç canını sıkma. böyle de anaç, böyle de babacan, böyle de hulusi kentmen insanlarız işte)

1 Mart 2011 Salı

az buçuk bi yaratıcılık, bi komikli post yollama gücüm varsa bile facebookun şu tarz grupları yüzünden tamamen devredışı kaldı. gözlerimi kapatıyorum, italik yazıyla "ben gidene kal demem! giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir, MARCEL PROUST" "hayat sana limon verirse tuz ve tekila iste, NIETZSCHE" "dön! bileğimi kestim... KAFKA" gibi kolpa alıntılar windows 98 kayan yazı ekran koruyucusu gibi gözümün önünden geçiyor. uyuyamıyorum! ter içinde uyanıp şizofrenik şizofrenik sayıklamalar içinde kalıyorum.prt scr tuşu solup aşındı bildiğin, her gördüğüm kolpa alıntıyı hafif ruh hastasına bağlamış halde kopyalayıp buraya göndermek için arşivliyorum. bir seri katil nasıl doğar, çok iyi anlama eşiğine geldim a dostlar, sıyırıyorum muntazaman.

işte elime düşen son belgeler! paul auster'ın king olduğu tartışılmaz, yanılsamalar kitabıyla yormuş, new york üçlemesiyle de finish her! yapmıştır bünyemi. samimi hisler besliyorum kendisine. şüphesiz bundandır ki, şu "fw: fw: çok duygusall X(" şiiri ve alttaki şiir budur yhaaa yorumunu gördüğümden beri bi titreme aldı beni. neyse az çıkar dolanıp hava alır, bi sigara içip uyursam az biraz toparlarım heralde, şimdi yatim sabaha dinç kafayla sara krizi geçirmeye devam ederim.

19 Ocak 2011 Çarşamba

haber saldım mark zuckerberg'e, facebook'u 15 martta değil de yarın kapatsa bile hiçbişey kaybetmeyiz dedim. ok cnm dncem sna XD yazdı. o da haklı bi yerde.

4 Ocak 2011 Salı

seni bunu google'a yazıp cevap arama durumuna düşürenler utansın lan.



1 Ocak 2011 Cumartesi

2011 kafası

yeniyıldan saatler sonra "bu yıl da tırtmış lan" sendromuna düşmece. üzülmeyin sizin için 2012 var, marduk sağdan giricek hem, oh mis gibi, ne dert kalıcak ne tasa. selam ederim.

ayrıca bkz: "birtemenli" halkın kendi kendini yönetmesine verilen isimdir.

30 Aralık 2010 Perşembe

yeni yıl, doğumgünleri, sevgililer günü, kabotaj bayramı vs. gibi önemli gün ve haftaları hatırlama ve kutlama özürlüsü olduğum gibi, telefonumda böyle günlerde göndermelik, internetten özenle seçilmiş, ikbal gürpınarvari bi dille yazılan klasik tebrik mesajı şablonları da kayıtlı değil. o yüzden kısaca şu resmi koyup, altına "seneye görüşürüüz hohoho" yazmakla yetinerek bu kutlama sorunsalını halledicem.yeni yılı evde mandalina soyup dansöz izleyerek değil, çılgın yılbaşı partilerinde apaçi marşı eşliğinde robot dansı yaparak, kafa bi milyon halde geçirmeniz dileğiyle...



23 Aralık 2010 Perşembe

facebookun douglas adams'la imtihanı.


douglas adams, tüm kalbimle sevdiğim bir ingiliz bilimkurgu yazarıdır. her iki resim de ona aittir. fakat isimler ona ait değildir. alıntılar da ona ait değildir. ve benim burdan kitlelere sormak istediğim soru şudur:
"NE ALIP VEREMEDİĞİNİZ VAR BU ADAMIN İSMİYLE ALLASEN?!?!?!???"
edit: noel, daglıs edıms'ın göbek adıymış.olsun.

20 Aralık 2010 Pazartesi

19 Aralık 2010 Pazar


kendimizi google'a yeterince iyi ifade edemediğimizi düşünüyorum dostlar...

15 Aralık 2010 Çarşamba

kısa bir fotoroman: "engin altan gülerken"

resimdeki bildiğiniz üzere "bir milyon canlı engin" yarışmasının sunucusu engin altan... uzaktan bakınca ne kadar gizemli, ne kadar kuul bi adam gibi görünüyo dimi...


peki gerçekten herşey göründüğü gibi mi?? engin her haliyle güzel ve makbul mü? gelin bir sosyal deney yapalım ...

"engin, seni orçun aradı" "hangi orçun?" "soldier of fortune, uehehehe"

engin'in tepkisi:

kahkaha efektleri kendisine ait. evet bilmem farkettiniz mi ama, kahkaha attığı vakit bired pit karizmasından recep ivedik'e doğru hızlı bi dönüşüm geçiriyor kendisi. bildiğin "ehühühürüheheheuhurhurrrr" diye gülüyo lan? buraya bi de ses klibi koyup tezimi sağlamlaştırmak isterdim ama federaller kendisinin gülme efekti yaptığı tüm kayıtları sır gibi saklıyor. sadece bi beş dakikanızı ayırıp canlı para'ya göz atın, ne demek istediğimi anlicaksınız....

sen burda mıydın???! dur asma suratını... öyle demek istemedim, takılıyodum sana...engin... en-- hay allah... :(

kısa bir gerilim öyküsü: "telefon"

bugün sizlere çağrı'nın hikayesini anlatıcam. kah gerilerek, kah hüzünlenerek, en sonunda da düşüncelere dalıp yaşama amacınızı sorgulayarak öyküyü okumayı bitireceğinize eminim...

çağrı, 20'li yaşlarda, gözleri aşkla gülen taze bir söğüt dalıdır... değildir. gayet sosyal, neşeli, komikli ve hayat dolu bi arkadaşımdır. ve kendisinin tamamen zıddı (bi saniye burda akışı kesicem aklıma bişe takıldı çünkü ,okuyunca tereddüt ettim doğru yazılışı bu dimi, "zıttı" diye yazılmıyo. yazılmıyodur heralde kulağa da ters geliyo çünkü.hani zıttır git der gibi. neyse devam okumaya), karamsar ve üşengeç bi babaya sahiptir. babası o kadar depresif ve üşengeçtir ki evde ayaklarını sürüyerek yürüdüğü için yerdeki kablolara falan takılır. bir akşam, simsiyah bir gecenin koynundayken dünya, çağrının babasının uykusu gelir, ev halkına iyi geceler diler, salondan çıkar, holü geçer, odasına gider ve kapıyı kapar. uyumaya hazırlanır... çağrı da televizyon izliyodur o sırada. bi 5 dakika geçtikten sonra birden çağrının telefonu çalmaya başlar... çağrı telefonu alır eline...

arayan babasıdır...

daha beş dakika önce yanında olan, içerde uyuyo bildiği babası...

şaşkınlık, panik ve merakla açar telefonu: "a-alo??? efendim baba?"

"çağrııı, aslan oğlum çok susadım ben kalkamicam, bana bi bardak su getirsene. hadi koçum, hadi aslanım, hadi yiğidim. yiğit oğlum hadi"


çağrı eski çağrı değil artık. o gün girdiği komadan hala çıkamadı. ara ara "hayır içerden seslense getirirdim sorun değil. aynı evin içindeyken yataktan çıkıp kapısını açıp seslenmeye üşendi adam, aradı beni yaa... gülmesene lan.. gülme diyorum bak :(" diye sayıklamaya devam etmekte.

son.

(not: sordum, suyu götürmüş.)

14 Aralık 2010 Salı

justin bieber demişken

canıım kıyamam bi de göz kalemiyle bıyık çizmiş kendine.

çok üzülüyorum ben bu çocuğun haline ya...


13 Aralık 2010 Pazartesi

bunu da karanlık odada yüzümün altına fener tutarak hırıltılı bi sesle anlattığımı farzedin



bizim sokak (temsili resim)

türkiye saatiyle saat 22.45 şu an, televizyonda şu çocuklara yönelik "haydi çükübikler uyku saati!!" uyarısı çıkalı bi iki saat falan olmuştur, anneleri masallarını falan okuyup yatırmıştır yani çocukları dimi, normal çocuk uyur bu saatte yani. hayır şu an sokakta onlarca minik piç yihelehey ehilili come play with us sezeeen forever and ever and eveer çığlıklarıyla oyun oynuyo da, ona anlam vermeye çalışıyorum. ya ben bilgisayar başında oturmaktan zaman kavramımı kaybettim saat aslında sabah 10 oldu bunlar okula gidiyo, ya da geceleri mahallecek boyut değiştirip silent hill'e düşüyoruz. camdan bakıp olayı çözmeye de tırsıyorum bildiğin gece karanlığında gülüşen hayalet korku filmi çocuğu efektleri geliyo çünkü dışardan.

haaah tam oldu, beklediğim gibi tiz bi çığlık da koptu az önce uzaktan eko yaparak.

son dakika editi: komikli bişiler vardır belkim diye televizyonu açtım ve cnbc-e'de hayaletli korku filmi var, yaşlı bi kadın var dolanıp fısıltıyla konuşuyo, "asla uyumaa" diye şifreli konuşup paso gerginlik yaratıyo falan. şu an ortam koşullarım sikindirik korku filminin başında ilk ölen ergen olmama o kadar uygun ki anlatamam.yazımın sonunu bağlayıp giderken bişi isticem, benim için fatiha zinciri, nas suresi topluluğu, nebilim nazar duası kolektifi falan bişiler oluşturur musunuz sabaha sağ çıkmam için?

12 Aralık 2010 Pazar

buraya çok yaratıcı bi başlık yazdığımı farzedin

hayatta tezcanlılığımdan çektiğim ızdırabı başka hiçbişeyden çekmedim. bi kere de kuul davranim, bi teklife, bi öneriye, efendime söyliyim bi talebe hemen anında"oluuuur" diye gözlerim capon çizgifilmlerindeki piçler gibi yıldızlar ve gözyaşlarıyla titreşmeden cevap veriyim dimi. aynı şey beş dakka önce de oldu. yazar ol dediler, katıl bize dediler, birazdan köpükler çıkıcak ışıklar sönücek blogda çok acayip şeyler olucak dediler hiç durup bi düşünmedim, bak beyim sana öncelikle bi çift lafım var demedim, hemen emailime düşen "bulud sizi şu bloga katkıda bulunmaya davet ediyo. hadi gençler bi el atalım" mailine aynı "olur laaaan" tezcanlılığıyla saniyesinde tıkladım. hayır "uhmm düşünmem lazım bi beş dakka verin bana" diye süründürsem noolcak havam kime onu da bilmiyorum ama hayatımda bi işe de çömez heycanıyla atılmiyim, az ağırkanlı davranim istiyorum. neyse amk yıllardır bu anı bekliyomuşum demek ki çok iyi de oldu çok da güzel iyi oldu burda yazmaya başladığım. bi süre sonra anlam ifade eden akla mantığa sığan, bakınca insanların abi bu neyin kafası yaeeee demiceği yazılar yazmaya da başlarım sanırım. zamanla herşey zamanla. step by step uu beybi.